Doğal Yaşam ve Doğal Ürünler

Doğal Ürünler ve Doğal Yaşam Arzusu

Vücudumuzdaki doğuştan kazanılan dengenin ve savunma sistemlerinin bozulmaması için ,mutlaka fiziki,kimyevi ve ruhi tahrip edicilerden sakınılması gerekir.Ama,burada bir husus çok önemlidir,o da bu konunun günümüzde çok abartıldığı ve ticari düşüncelerin, gerçeğin amacından sapmasına sebep olduğudur.Kendimizi korumak için neler yapabiliriz;Mesela:sebze ve meyveleri taze olarak mevsiminde tüketebiliriz,mümkün olduğunca, ev yapımı reçel,turşu,tarhana salça v.s gıdalara yönelerek hazır ve katkı maddeli gıda alımını azaltabiliriz,yaşadığımız ortamların toz,duman,kirlilik oranlarını takip edip,uygun tedbirler alabiliriz,stres ve sinirlilikle başedebilmeyi öğrenebiliriz,plastik ürünlerden mümkün olduğunca sakınabiliriz.

Yani,modern şehir hayatı ve toplum içindeki yerimiz,görevimiz çerçevesinde yapabildiklerimizi yapmak,vücudumuza görevimizdir.

Ancak,doğal yaşam arzu ve hevesi bizi, kendimize sıfır toleranslı bir yaşam alanı oluşturma gayreti içine sokmamalıdır.Bu,hem çok zor ve masraflı,hem de gereksizdir.Bu kadarı, niye gereksizdir,çünkü ,vücudumuzun doğuştan savaş ve savunma kabiliyetleri vardır. Vücud hasta olmasını da ,savunmasını da bilmeli, savunma sistemleri tembelleşmemeli veya zafiyete uğramamalıdır.

Yukarıda sıraladığımız dikkat edilmesi veya sakınılması gerekenlerden önce yapmamız icabeden başka şeyler vardır.

Önce,vücudumuzu az yemeğe alıştırmalıyız.Günde iki öğün yemeğe alışmalıyız,yapamıyorsak üç öğün ama mutlaka az yemeliyiz ve arada abur cubur atıştırmamalıyız. Az yiyen,acıkmadan yemeyen ve doymadan bırakan ,yavaş ve oturarak yiyen kişide kolay kolay mide ve barsak problemi olmaz,karaciğer ve dalak yorulmaz,yağlanma veya şişmanlık oluşmaz. Yeme arzusunu kontrol altında tutmak bizim irademizdedir, zihnimizden yeme düşüncesini uzaklaştırıp, işimize veya görevimize odaklandığımızda, ara ara gelen açlık hissi kısa zamanda kaybolur ve asit salgısı kesilir. İrade,beyin ve mide uyumu yeniden şekillenir.Şunu unutmamak lazımdır ki;vücudumuza lazım olan enerjiyi sadece gıdalarla almıyoruz.Enerjinin bir kısmı,gıdadan,bir kısmı havadan bir kısmı da ruhumuzdan gelmektedir. Dolayısıyla çok yersem daha kuvvetli olurum veya daha çok enerji kazanırım,düşüncesi kesinlikle yanlıştır ve ,insanı tam aksine, oburluğa,hantallığa , hastalıklara götürür.Zihni(beyni) yeme odaklı olan kişinin,yedikçe iştahı ve arzusu artar,vücud bunların az bir kısmını kullanır,kalanlarını ya yağa dönüştürür veya boşaltım sistemlerini aşırı zorlayarak atmaya çalışır. O halde kendimize zorumuz ne ki; bir sürü zahmetlerle kazanıp,taşıyarak hazırladığımız enfes yiyecekleri,ihtiyacımızın kat be kat üstünde, vücudumuza göndererek,onu hem yoruyoruz,hem de dolaylı olarak emeğimizi zayi ediyoruz.

Netice itibarıyle; gerek doğal yaşam arzusunda ,gerekse de günlük hayatımızdaki, yeme,içme v.b. arzuların karşılanmasındave temizlikte orta yol ölçüsünü yakalayabilmelidir.